
Bir yıla yakın sürelik bir ayrılığın ardından, tekrar yazmama yönelik istekler ve pes ettiğime ilişkin şikayetler üzerine bloga artık yeniden vakit ayırmaya karar verdim. Umarım yazacağım yazıları dikkatle ve keyifle okur, eleştri yahut takdirlerinizi benimle paylaşırsınız. İlk olarak son günlerde canımı çokça sıkmaya başlayan bir konuyla "MEDYADAKİ BOŞVERMİŞLİK" ile alakalı bir konuyla başlıyorum ve keyif almanızı umuyorum.
Yılmaz Özdil adını net olarak hafızama kazımam kendisinin Star gazetesinde Spor Servisi'nde çalıştığı dönemde attığı bir başlıktan sonra gerçekleşti. Galatasaray'ın tarihi Milan galibiyetinin ardından attığı "Yendik Mİ LAN?" başlığı tam olarak bir zeka ürünüydü.
1999 yılında Yılmaz Özdil'in gıyabında gerçekleşen tanışmamızın ardından kendisinin yaptığı her işi ilgiyle takip etmeye başladım. Kendisinin düşünce yapısını ilgiyle, beğeniyle takip ettim durdum hatta büyük bir nefret beslediğim Ciner Grup'a geçmesine rağmen sevdim kendisini...
Fakaaat, Yılmaz Özdil Hürriyet'te yazmaya başladığı günden bu yana, Posta gazetesinin seviyesinde yazdığı köşe yazıları çok canımı sıkmaya başladı. Okuyucuyu gerizekalı yerine koyuyormuşçasına 2 cümle(cik) yazıp, Haydar Dümen vari kelime oyunlarıyla yazmasını ve daha da vahimi aşırı taraflı yazılarını kabullenemem.
Hürriyet Gazetesi, bana göre Türkiye'nin en köklü, en büyük gazetesidir. Her görüşten yazarın barındığı, farklı ideolojilere sahip insanlarla dolu renkli bir gazete... Böylesine büyük bir gazetede bu tip bir tarzla yazmak bana göre doğru değildir. Yılmaz Özdil'in bilhassa 1 Ocak 2008 ve 1 Ocak 2011 tarihlerinde yazdığı yazıların izahı yoktur.
Bir insan yılbaşının ertesinde tatil yapmak istiyorsa bunu açıkça amirlerine söylemelidir, sırf yazmış olmak için yazmak, üstelik ikinci kez "nasıl olsa bu salak millet unutur" fikriyle bunu yapmak bir gazeteciye yakışmaz.
Nasıl ki Serdar Ortaç, Demet Akalın Türk Müziğinin, Türk Müzik Kültürü'nün kötü örnekleriyse, yanlış rol modelleriyse, Yılmaz Özdil'de geleceğin yazarlarının asla örnek almaması gereken bir yazardır. Fikirleri orjinal, düşünceleri parlak olabilir fakat bu üslup bu mesleğin ilkelerine ve bu mesleğe gösterilmesi gereken saygıyla bağdaşmıyor.
Umuyorum ki Özdil "Kanuni" ve "Bilkent-Jaguar" yazılarında olduğu gibi dolu dolu yazmaya devam eder ve klasikleşmiş, okuyucuyu aptal yerine koyan tarzını bir kenara bırakır. Şimdi diyeceksiniz ki bu ülkede en çok satan gazete "POSTA" o zaman ben de diyeceğim ki bu ülkede en çok güvenilen insan "KADIRGALI AYSEL"
Afiyet olsun Türkiyem...
bence gayet başarılı bir yazar, mesajı verebildiği sürece üslup önemsiz
YanıtlaSil