
Ortadoğu; tarih boyunca üzerinde milyonlarca insanın kanı akmış, altında zengin petrol yatakları barındıran, dünyanın merkezi olarak lanse edilen, acının, gözyaşının ve kederin egemen olduğu topraklar...
Ben kendimi bildim bileli, hatta ben kendimi bilmeden çok ama çok zaman önceden beri var olan İsrail-Filistin sorunu... Yine İsrail'in kurulmasına paralel olarak bölgede daha önce çıkan ve bundan sonra da her an çıkma ihtimali olan Arap-İsrail savaşı... Ve tabii ki Amerikan emperyalizminin dünyanın gözüne soktuğu Büyük Ortadoğu Projesi...
Ortadoğunun derdi, nasıl yüzyıllar önce bitmiyorsa modern dünyada da bitmiyor ve bitecek gibi de değil. İsrail'in kurulması yani 14 Mayıs 1948'den beri bölgedeki ısınma daha da alevlendi. İsrail sanayisinin ve ekonomisinin hızla büyümesi, ve diasporadaki Yahudilerin etkili lobi çalışmalarıyla bir süper güç haline gelen İsrail, kendi çıkarları ve istekleri doğrultusunda Ortadoğu'da istediği gibi at koşturabilen yegane ülke!
Davos'ta patlak veren, Erdoğan'ın kimine göre göstermelik, kimine göre kahramanca(!) çıkışından sonra gerilen Türkiye-İsrail ilişkileri geçen yıl yaşanan Mavi Marmara kriziyle kopma noktasına gelmiş ve bölgede Türkiye'yi kışkırtarak savaş açılması için propagandalar yapılmıştı. Recep Tayyip Erdoğan, Mavi Marmara krizinden önce sergilediği yersiz ve bir o kadar da isabetsiz tutumu bir kenara bırakarak, bu provakasyona aldırış etmeyerek, Türkiye'nin zararı çok büyük olacak bir savaşa girmemesini sağladı.
O günden bu güne ne değişti?
Kocaman bir hiç!
Erdoğan nasıl ülkeyi savaşa sokmama konusunda başarı göstermişse o günden beri İSLAMCI seçmen kitlesinden oy alabilmek için yeniden göstermelik, yersiz ve gereksiz kahramanlıklara ve de kimi zaman şovenliğe kaçan söylemlerde bulunmakta.
Öte yandan Türkiye'nin güneydoğudaki komşusu İran ve onun başı dik lideri -ki her ne kadar yanlış ve insanlık dışı bir sistemin adamı da olsa- Ahmedine Jad, İsrail'e karşı özellikle bugünlerde dişe diş, kana kan politika içinde -ki şeriata uygun bir sistemdir- İsrail'e kafa tutmakta.
İsrail medyası, geçen yıl İsrail Genelkurmay Başkanı Aşkenazi'nin önlediği savaşın, bu yıl Netenyahu'nun da onayının alınması ve gelecek olan yeni genelkurmay başkanının da bu yönde görüş belirtmesi durumunda çıkacağını iddia ediyor.
İran'ın 2015'te Atom Bombası yapabilecek duruma geleceğini düşündüğümüzde ve ABD ile Batının bunu engellemek için herşeyi yapabileceğini göz önüne aldığımızda, Ortadoğuda bir tarafı İsrail olmasa da bir savaşın çıkacağını söylemek pek de abest olmayacaktır.
"Olası bir savaş halinde ne olur?" diye soracak olursanız hiçbirşey de olmaz, İran düşmez, olan doğaya, bölgedeki ticarete ve barışa olan inanca olur. Çünkü bu bölgeyi bombalasanız da son İranlı'yı öldürene kadar İran düşmeyecektir. Şeriatın çökmek üzere olduğunu düşündüğümüzde Batının İran'ı kendiyle bırakmasının ve biraz sabır göstermesinin Dünya açısından en doğru politika olacağına inanmaktayım.
Batı bu sabrı gösterir mi? Göstermesini umarak, bekleyip göreceğiz...