
Son zamanlarda gazeticilerin, siyasetçilerin, memurların, bakkalların, manavların hatta yeni doğan çocukların dilinde bir sözcüktür "Gladio"...
Bunun türlü sebebleri var, 70 li yıllarla birlikte, Osmanlı'dan bu yana ilk defa ortaya çıkan gazeteci ve bürokrat cinayetlerinin 1990'larda yeniden hortlaması bunun ilk sebebidir.
Susurluk olayı ise "DERİN DEVLET" kavramının varlığını Esra-Ceyda kardeşlerin bile duymasını sağlamıştır.
Önce "DELİ YÜREK", sonrasında "KURTLAR VADİSİ" ve "SAĞIR ODA" gibi dizilerin de bu konuların üzerinde pek sık durmasıyla beraber artık "DERİN DEVLET" ve "GLADİO" kelimeleri de günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiştir.
Şimdi bu tarihsel sürecin ışığında, bu tabirlerin milli hastalığımız olan paranoya ile birlikte paralel olarak geçirdiği süreçten bahsedelim.
Özellikle 2 sezondur tekrar ekranlara dönen KURTLAR VADİSİ PUSU dizisinde işlenen GLADİO konusu insanlarımızda kimi zaman anlamsız hale gelen komplo teorileri üretimini arttırmıştır. Örneğin Bakkal Remzi artık akşam televizyon izlerken Rusya'ya domates taşıyan bir Türk tırının devrilmesi haberini gördüğünde bunun sorumlusunun kendi domatesini satmak isteyen İsrail olduğunu, arkasında da Rusların domates yemesini istemeyen Amerika'nın olduğunu düşünmeye başladı.
Bu traji-komik korku ve baskı imparatorluğunun, en büyük destekçilerinden birisi olan ulu önderimiz(?!!!!) Recep Tayyip Erdoğan'ın da dediği gibi "Korkmadan insan olunmaz." Korkmuyorsan ve her türlü baskıya rağmen %53 lük kesim içinde kalabiliyorsan sen Ergenekoncusundur ay balam. Ya Ergenekoncusundur ya da Ergenekon seversindir. Bu işin ortası da yoktur. Taraf tutmazsan, kutuplaşmayı istemezsen birileri sana atacağı suçlar ve ithaf edeceği eylemlerle seni bir tarafa nasıl olsa sokar. Zaten vakit tarafsız kalma vakti değil harekete geçme, örgütlenme ve demokratik yollarla hükümeti değiştirme vaktidir. Vakit kombileri açarak, sıcak evlerde çay-kahve keyfi yapmak değil, meydanlarda TEKEL işçileriyle, MADEN işçileriyle ve diğer tüm emekçilerle yanyana sesini meclise duyurma vaktidir. Unutulmamalıdır ki susmak kimi zaman var olanı desteklemek ya da ona karşı boğun eğmek ve her türlü zulmünü kabullenmektir. Cennet vatanımın güzel kalabilen insanlarının bu suça ortak olmayacağını, vicdan muhasebesi sonucunda harekete geçeceğinden eminim çünkü bir bataklıkta yahut çamurun içinde hiçbir kimse ve hiçbir şey temiz ve güzel kalamaz!
Bunun türlü sebebleri var, 70 li yıllarla birlikte, Osmanlı'dan bu yana ilk defa ortaya çıkan gazeteci ve bürokrat cinayetlerinin 1990'larda yeniden hortlaması bunun ilk sebebidir.
Susurluk olayı ise "DERİN DEVLET" kavramının varlığını Esra-Ceyda kardeşlerin bile duymasını sağlamıştır.
Önce "DELİ YÜREK", sonrasında "KURTLAR VADİSİ" ve "SAĞIR ODA" gibi dizilerin de bu konuların üzerinde pek sık durmasıyla beraber artık "DERİN DEVLET" ve "GLADİO" kelimeleri de günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiştir.
Şimdi bu tarihsel sürecin ışığında, bu tabirlerin milli hastalığımız olan paranoya ile birlikte paralel olarak geçirdiği süreçten bahsedelim.
Özellikle 2 sezondur tekrar ekranlara dönen KURTLAR VADİSİ PUSU dizisinde işlenen GLADİO konusu insanlarımızda kimi zaman anlamsız hale gelen komplo teorileri üretimini arttırmıştır. Örneğin Bakkal Remzi artık akşam televizyon izlerken Rusya'ya domates taşıyan bir Türk tırının devrilmesi haberini gördüğünde bunun sorumlusunun kendi domatesini satmak isteyen İsrail olduğunu, arkasında da Rusların domates yemesini istemeyen Amerika'nın olduğunu düşünmeye başladı.
Bu traji-komik korku ve baskı imparatorluğunun, en büyük destekçilerinden birisi olan ulu önderimiz(?!!!!) Recep Tayyip Erdoğan'ın da dediği gibi "Korkmadan insan olunmaz." Korkmuyorsan ve her türlü baskıya rağmen %53 lük kesim içinde kalabiliyorsan sen Ergenekoncusundur ay balam. Ya Ergenekoncusundur ya da Ergenekon seversindir. Bu işin ortası da yoktur. Taraf tutmazsan, kutuplaşmayı istemezsen birileri sana atacağı suçlar ve ithaf edeceği eylemlerle seni bir tarafa nasıl olsa sokar. Zaten vakit tarafsız kalma vakti değil harekete geçme, örgütlenme ve demokratik yollarla hükümeti değiştirme vaktidir. Vakit kombileri açarak, sıcak evlerde çay-kahve keyfi yapmak değil, meydanlarda TEKEL işçileriyle, MADEN işçileriyle ve diğer tüm emekçilerle yanyana sesini meclise duyurma vaktidir. Unutulmamalıdır ki susmak kimi zaman var olanı desteklemek ya da ona karşı boğun eğmek ve her türlü zulmünü kabullenmektir. Cennet vatanımın güzel kalabilen insanlarının bu suça ortak olmayacağını, vicdan muhasebesi sonucunda harekete geçeceğinden eminim çünkü bir bataklıkta yahut çamurun içinde hiçbir kimse ve hiçbir şey temiz ve güzel kalamaz!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder