24 Ocak 2010 Pazar

Güleryüzlü, Bakan Amca...





Hala dün gibi hatırlamaktayım, kendimin farkına varmaya başladığım televizyonda
gördüğüm ciddi görünümlü amca ve teyzelere bakıp bakıp babama "Bu kim?" diye sormaya başladığım günlerdi. Her televizyonu açtığımda görmeye başladığım hep gülen bir amca vardı. Aynı zamanda adaşımdı, meğerki Abdi İpekçi'nin de kuzeni olurmuş kendileri ,bana "gülen yüzlü siyasetçi" dendiğinde aklıma gelen ilk adamdır İsmail Cem...

1940 yılında İstanbul'da doğan İsmail Cem İpekçi'nin soyadının Cem olduğunu sanıyordunuz. Az sonra bunun hikayesinden de bahsettiğimde ona bir kez daha hayran kalacağınızdan da eminim. Robert Kolejinde okuyup, Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitiren İsmail Cem, CHP'ye kayıt olarak siyasi hayatla tanışır. Gazeteciliğe merak salan, kitaplar da yayınlayan ve bu alanlarda çok da başarılı olan bu adam bir gün TRT Genel Müdürlüğüne getirilir. TRT Genel Müdürlüğüne gelişinde de, yazdığı yazılarda da Abdi İpekçi'den torpilli olduğu düşünülmesin diye İsmail Cem adını kullanır. Dönemin muhalefet partisi Adalet Partililer Cem'in usulsüzlük yaptığını ve soyadını kullanması gerektiğini belirtir. İsmail Cem ise sırf onların dediği olmasın diye şerefle taşıdığı İPEKÇİ soyadını mahkeme kararıyla bırakarak resmen Cem soyismini kullanır.

Siyaset sahnelerinde dönem dönem gördüğümüz güleryüzlü, dürüst ve uzlaşmacı adam 12 Eylül sonrasında kurulan DSP çatısı altında eski dostu Ecevit'le yeniden buluşur. 1995 seçimlerinde parti stratejisi gereği Kayseri gibi daha önce "SOLA YER YOK" diyen bir ilden milletvekili olmayı başarır, üstelik Kayserili bile değildir İsmail Cem. Bu örnekten de anlaşılabileceği gibi herkes sever ve saygı duyardı kendisine... Önce Kültür bakanlığı sonrasında Dış İşleri Bakanlığı yapan İsmail Cem'i ben tanıdığımda kendisi Ecevit hükümetinin Dış İşleri Bakanıydı. Her zaman güleryüzünü halktan esirgemeyen, fiziki duruşuyla insanlığını ve dürüstlüğünü karşısındakine her zaman hissettiren İsmail Cem'in ölümünün 3. yılıydı aynı zamanda 24 Ocak...

Ocak ayından nefret eder olduk artık sanki yas ayı gibi, cehennemden bir esinti gibi ama ne var ki İsmail Cem'i bize anımsattığı için güzel bir yönü de var bugünün. Onu ve güleryüzünü her daim hatırlamak ve hatırlatmak dileğiyle...

Afiyet olsun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder